“-Kime diyorum bunu?
-Milli Emlak denen kuruma.
-Neden diyorum?
-Karataş Halk Plajı ve Harb-İş Plajı’nda gerçekleştirdiği yıkımlar için..
-Tereddüt varmı?
-Başkalarını bilmem, bilemem fakaaaaaat, Karataşlı biri olarak, benim var..
-Nereye kadar var?
-Adaletli yıkımı görene kadar var..
-Kimseyi kimseden ayrı görmeme anlayışına vakıf olana kadar var..
-Arkasında ağa babaları olanlarla, kendilerini dokunulmaz sananlarla anlayacakları dille konuşulduğuna şahit olana kadar var..
-Ahlak ve adabı en ön saflarda tutan, görevini korkusuzca uygulayan aslan parçalarının var oldugunu hissedene kadar var.
…..
-Yıkım kararı çıkmış mı?
-Çıkmış.
-Elinde o karar var mı?
-Var.
-“Sen görevini yap.. Rahat ol, rahat davran.. Sana kimse karışmaz, ka-rı-şa-maz” denmiş mi?
-Denmiş.
-Devlet seni koruma ve kollama altına almış mı?
-Almış.
-Sıkıntı duyacağın herşey
ŞEY olmaktan çıkmış mı..
-Çıkmış.
-Hiçbir sıkıntın yok mu?
-Yok.
-Rahatmısın..
-Rahatsın.
-Tasa – kaygı sıfır mı?
-Sıfır.
-Eyvallahın yok mu?
-Yok.
-Önün açılmış mı?
-Açılmış.
-Yetki sende mi?
-Sende.
-O zaman SEN, sana verilen yetki ve selahiyet bilinciyle, sana düşeni “adam gibi” yapacaksın.. Kimsenin gözünün yaşına bakmadan, bir baştan öteki başa kadar yıkıp geçeceksin.
…..
“Tereddütüm var” dedim ya..
Ona geleyim..
-Yarın.. Yani yıkımdan sonra, birilerinin “birileri eliyle” korunup kollandığını duyar, duyduğumun da doğru olduğunu görürsem…
Allah şahidim olsun ki;
“Adı Milli Emlak denen kurumu, bir baştan, öteki başa kadar ele alırım.. Bununla da kalmaz, tefrika ederim.”
-Dozer sizdeee, kalem bende..
Hadi bakalım;
“HODRİ MEYDAN”
Süleyman CANBOLAT