DOLAR
Alış: 45.87
Satış: 46.06
EURO
Alış: 53.37
Satış: 53.59
GBP
Alış: 61.63
Satış: 62.08
Güçlü Bireyler Küçük Yaşta Yetişir
Bir çocuğun önündeki tüm taşları temizleyerek onun hayat yolculuğunu kolaylaştırdığımızı sanırız. Oysa bazen o taşlar, yürümeyi öğrenmesinin en önemli sebebidir.
Düştüğünde hemen kaldırdığımız, hata yaptığında sonuçlarıyla yüzleşmesine izin vermediğimiz, üzülmesin diye her engeli onun adına kaldırdığımız çocukların daha mutlu büyüyeceğini düşünürüz. Fakat hayatın gerçekleri, pamuklara sarılarak öğrenilmez. Çünkü yaşam, herkese zaman zaman zorluklar sunar ve bu zorluklarla baş edebilme gücü çocukluk yıllarında şekillenir.
Psikolojide “dayanıklılık” olarak adlandırılan bu güç; bireyin karşılaştığı olumsuzluklara rağmen yeniden ayağa kalkabilmesi, uyum sağlayabilmesi ve yoluna devam edebilmesidir. Araştırmalar, dayanıklılığın doğuştan gelen bir özellikten çok, geliştirilebilen bir beceri olduğunu göstermektedir.
Çocukların dayanıklılığını destekleyen en önemli etkenlerden biri, hayatlarında güven duyabilecekleri en az bir yetişkinin varlığıdır. Bir ebeveynin sıcak yaklaşımı, bir öğretmenin inancı ya da çocuğa değer veren bir yetişkinin desteği; onun gelecekteki ruhsal gücünün temel taşlarını oluşturur.
Dayanıklılık, biyoloji ile çevrenin ortak eseridir. Çocuğun mizacı, yaşadığı deneyimler ve çevresinden aldığı destek birbirine karışarak onun karakterini şekillendirir. Tıpkı bir ressamın tuvaline eklediği renkler gibi, her deneyim çocuğun kişiliğinde yeni bir iz bırakır. Bazı renkler parlak, bazıları koyudur; ancak resmin anlamını oluşturan şey hepsinin bir araya gelişidir.
Bu nedenle çocuklarımızı hayata karşı tamamen korumaya çalışmak yerine onları hayata hazırlamalıyız. Yaşlarına uygun sorumluluklar vermek, problem çözmelerine fırsat tanımak, kararlarının sonuçlarını deneyimlemelerine izin vermek ve hata yaptıklarında yanlarında olmak; dayanıklılığın gelişmesinde önemli rol oynar.
Dayanıklılığı bir terazinin dengesi gibi düşünebiliriz. Bir kefede sevgi, güven, destek ve yaşam becerileri bulunurken diğer kefede hayatın zorlukları yer alır. Çocuğun yaşamındaki koruyucu faktörler arttıkça, karşılaştığı güçlükler onu yıkmak yerine güçlendiren deneyimlere dönüşür.
Bugün birçok anne baba çocuklarının önüne çıkan engelleri kaldırmaya çalışıyor. Oysa güçlü çocuklar, yolu tamamen düzleştirilmiş olanlar değil; yürürken tökezlediğinde yeniden ayağa kalkmayı öğrenenlerdir.
Çünkü çocuk yetiştirmek bir çiçeği cam fanusun içinde saklamak değildir. Ona kök salabileceği sağlam bir toprak, uzanabileceği bir gökyüzü ve esebileceği kadar rüzgâr vermektir.
Unutmayalım…
Çocuklarımızın önündeki her taşı kaldırmak zorunda değiliz. Bazen onlara o taşın üzerinden nasıl geçileceğini öğretmek yeterlidir.
Çünkü yarının güçlü yetişkinleri, bugünün sorumluluk alabilen ve hayat becerileri gelişmiş çocuklarıdır.
Çiğdem TOPAK
Yazar Hakkında
Çiğdem Topak
Öğretmen