DOLAR
Alış: 44.63
Satış: 44.81
EURO
Alış: 52.59
Satış: 52.80
GBP
Alış: 60.41
Satış: 60.86
Yükseköğretimde İkinci Şansın Hukuki Sınırları
“Yükseköğretim alanında yeniden tartışmaya açılan “öğrenci affı” meselesi, kanaatimce yalnızca siyasi bir tercih değil, doğrudan doğruya anayasal hakların kullanım rejimine ilişkin hukuki bir sorundur. Eğitim ve öğrenim hakkı, Anayasa ile güvence altına alınmış temel bir haktır; ancak bu hakkın yükseköğretim düzeyindeki kullanımı, 2547 sayılı Kanun ve ilgili yönetmeliklerle belirlenen süre, başarı ve usul şartlarına bağlanmıştır. Azami öğrenim süresinin dolması, kayıt yenileme yükümlülüğünün yerine getirilememesi ya da uygulamalı ders ve stajların tamamlanamaması gibi nedenlerle öğrencilik statüsünün sona ermesi, teknik anlamda mevzuatın doğal sonucudur; ne var ki sosyal devlet ilkesi gereği, normun katı uygulanmasının doğurduğu ağır sonuçların telafisi de hukuk düzeninin gündemine girebilir. Bugün konuşulan düzenleme arayışları, tam da bu noktada “hak düşürücü süre” ile “ölçülülük ilkesi” arasındaki dengeyi yeniden kurma çabasıdır. Özellikle azami süresini doldurduğu için ilişiği kesilen öğrencilere ek sınav hakkı tanınması, uygulama ve staj eksikliklerinin tamamlatılması veya belirli bir tarihten sonra kaydı silinenlere yeniden kayıt imkânı sağlanması gibi seçenekler, idarenin geçmişte tesis ettiği işlemlerin kanun koyucu eliyle kısmen bertaraf edilmesi anlamına gelecektir. Burada dikkat edilmesi gereken husus şudur: Yapılacak düzenleme açık, genel ve objektif kriterlere dayanmazsa eşitlik ilkesine aykırılık iddiaları kaçınılmaz olacaktır. Aynı şekilde, üniversitelerin akademik standartlarını zayıflatacak ölçüsüz bir genişleme de kamu yararı bakımından tartışma doğurur. Bir avukat gözüyle meseleye bakıldığında, sorun “af verelim mi vermeyelim mi” basitliğinde değildir; asıl mesele, hukuk güvenliğini zedelemeden, kazanılmış hak kavramını sulandırmadan ve idarenin işlem istikrarını yok saymadan, mağduriyetleri giderecek dengeli bir normatif düzenleme yapılabilmesidir. Şayet kanun koyucu bu dengeyi kurabilirse, ortaya çıkacak düzenleme yalnızca yarım kalmış eğitim hayatlarını değil, hukuk devleti ilkesine olan inancı da güçlendirecektir.”
Av. Recep Yılmaz
Yazar Hakkında
Av. Recep Yılmaz
Avukat