Ana Sayfa Köşe Yazıları 14 Eyl 2026 17:02

BİR IBAN, BİR HAYAT: IBAN MAĞDURLARININ SESSİZ ÇIĞLIĞI

“IBAN’ını verir misin?” Bugün masum görünen bu cümle, kimi zaman çok ağır sonuçlara yol açabiliyor. Banka hesabını bir arkadaşına, tanıdığına veya üçüncü bir kişiye kullandıran kişi, kendisini bir anda TCK 158 kapsamında yürütülen bir soruşturmanın içinde bulabiliyor.

Ancak burada önemli bir ayrım var: Her IBAN sahibi dolandırıcı değildir. Bir hesaba suçtan elde edilen paranın gelmesi, hesap sahibinin dolandırıcılık kastıyla hareket ettiğini tek başına ortaya koymaz.

Ceza hukukunda asıl soru “Para kimin hesabına geldi?” değil, “Hesap sahibi neyi biliyordu ve hangi amaçla hareket etti?” olmalıdır. Hesabını bilerek suç için kullandıran kişi ile gerçek amacı bilmeden hesabını kullandıran kişi aynı şekilde değerlendirilmemelidir.

2026 yılında yapılan düzenlemeyle dolandırıcılık suçuna iştirak bakımından önemli bir adım atıldı. Kişinin suça katılımının banka hesabı, kredi kartı veya ödeme araçlarının kullanılmasını sağlayan bilgi ve araçları başkasına vermekle sınırlı olması durumunda cezada indirim uygulanabilmesine yönelik düzenleme getirildi.

Ancak bu değişiklik “IBAN’ını veren herkes suçsuzdur” anlamına gelmediği gibi, hesabını kullandıran herkesin otomatik olarak suçlu kabul edileceği anlamına da gelmez. Her dosyanın kendi somut koşulları içerisinde değerlendirilmesi gerekir.

Hesap sahibinin hesabını neden ve kime verdiği, menfaat elde edip etmediği, para hareketlerinden haberdar olup olmadığı, mağdurlarla iletişim kurup kurmadığı ve dolandırıcılık içerisindeki gerçek rolü ayrıntılı şekilde araştırılmalıdır. Çünkü kastın yerine yalnızca banka dekontu konulamaz.

Soruşturmalarda asıl dolandırıcılık organizasyonunu yöneten, mağdurla iletişime geçen, sahte ilan veya hesapları kullanan kişilerin de ortaya çıkarılması gerekir. Bütün sorumluluğun yalnızca paranın geçtiği hesabın sahibine yüklenmesi adalet açısından ciddi sorunlara yol açabilir.

“Ben sadece hesabımı verdim” demek tek başına yeterli değildir; ancak “Para senin hesabına geldi, o hâlde suçlusun” yaklaşımı da doğru değildir. Banka ve iletişim kayıtları, mesajlaşmalar, IP bilgileri, kamera görüntüleri ve para hareketleri gibi bütün deliller birlikte değerlendirilmelidir.

Çünkü bir ceza soruşturması insanların eğitimini, işini, ailesini, itibarını ve geleceğini etkileyebilir. Dolandırıcılığın gerçek failleri elbette cezalandırılmalı ve mağdurlar korunmalıdır; fakat suç kastı bulunmayan kişiler de gerçek faillerle aynı kefeye konulmamalıdır.

Bir IBAN’ın arkasında bazen bilinçli bir fail, bazen bir dolandırıcılık şebekesi, bazen de hayatı bir anda altüst olmuş bir insan bulunabilir. Adaletin görevi, bunları birbirinden ayırabilmektir.

Av. Nazlı YILMAZ

Yazar Hakkında

Av. Nazlı Yılmaz

Av. Nazlı Yılmaz

Avukat

Tema Tasarım |
Yazarlar
Video
Galeri