Ana Sayfa Köşe Yazıları 04 Mar 2026 18:17

Uluslararası Koruma: Bir Hukuk Statüsünden Fazlası

Dünya genelinde savaşlar, iç çatışmalar, etnik ve dini temelli baskılar, siyasal zulüm ve sistematik insan hakları ihlalleri milyonlarca insanı doğduğu toprakları terk etmeye zorlamaktadır.

Uluslararası koruma rejiminin temelini oluşturan en önemli metin, 1951 Cenevre Sözleşmesi’dir. Bu sözleşme, zulüm korkusu nedeniyle ülkesinden ayrılan kişilerin “mülteci” statüsünü ve haklarını düzenlemektedir. Türkiye, sözleşmeye coğrafi sınırlama ile taraf olmuş; bu nedenle Avrupa ülkeleri dışından gelen kişiler doğrudan “mülteci” değil, “şartlı mülteci” veya “ikincil koruma” statüsünde değerlendirilmektedir.

Türkiye’de uluslararası koruma süreci, 2013 yılında yürürlüğe giren 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu ile kurumsal bir çerçeveye kavuşmuştur. Bu kanun uyarınca uluslararası koruma başvuruları, Göç İdaresi Başkanlığı tarafından alınmakta ve değerlendirilmektedir.

Uluslararası koruma, bir “imtiyaz” değil; insan haklarına dayalı bir yükümlülüktür. Bu statü, bireyin hayat hakkını, işkence yasağını ve insan onurunu koruma amacını taşır.

Bugün Türkiye, milyonlarca sığınmacıya ev sahipliği yapan bir ülkedir. Bu durum yalnızca sosyolojik ve ekonomik değil; aynı zamanda hukuki bir sorumluluk alanıdır. Uluslararası koruma sürecinin adil, hızlı ve insan onuruna uygun şekilde yürütülmesi hem ulusal hukuk düzeninin hem de uluslararası yükümlülüklerin gereğidir.

Sonuç olarak, uluslararası koruma meselesi bir “göç tartışması” değil; bir hukuk devleti sınavıdır.

Ve her sınav gibi, insan haklarına ne kadar sadık kalındığı ile ölçülür.

Av. Aynur YILMAZ SIZLAYAN

Yazar Hakkında

Av. Aynur Yılmaz Sızlayan

Av. Aynur Yılmaz Sızlayan

İlginizi çekebilir

PENCERELERE SİYAH FİLM ÇEKİN

PENCERELERE SİYAH FİLM ÇEKİN

Tema Tasarım |
Yazarlar
Video
Galeri