Ana Sayfa Köşe Yazıları 17 Ara 2025 17:45

Mahkeme Kararı Var Ama Çocuk Teslim Edilmiyor!

Bir hukukçu olarak en çok zorlandığım dosyalar, hukukun kağıt üzerinde doğru olduğu ama hayatın içinde işlemediği dosyalardır.

Çocuk teslimi bunların başında geliyor.
Evet, mahkeme kararı var.
Evet, karar kesinleşmiş.
Evet, kağıt üzerinde her şey yolunda.
Ama çocuk hâlâ teslim edilmiyor.
Toplumda yaygın bir yanılgı var:

“Mahkeme kararı varsa çocuk zaten alınır.” Hayır, alınmıyor. En azından sanıldığı kadar kolay değil.
Bugün uygulamada çocuk teslimi, icra memurunun kapıya dayanıp çocuğu zorla alması şeklinde yürümüyor. Uzun zamandır bu sistem terk edildi. Yerine sosyal hizmetler eliyle, pedagojik esaslara dayalı bir süreç getirildi. Kâğıt üzerinde bu çok doğru. Çocuğun üstün yararı korunmalı. Kimse bir çocuğun kolundan çekilerek alınmasını istemez.

Ancak sorun tam da burada başlıyor.
Kararı uygulamayan ebeveyn, çoğu zaman hiçbir şey olmamış gibi hayatına devam ediyor. Teslim gününe gelmiyor, adresi bildirmiyor, çocuğu saklıyor ya da “çocuk gelmek istemedi” diyerek süreci tıkıyor. Karşı tarafta ise elinde mahkeme kararıyla bekleyen bir anne ya da baba var. Ve o karar, fiilen bir kağıt parçasına dönüşüyor.

Hukuk şunu açıkça söylüyor:
Mahkeme kararına uymamak hukuka aykırıdır.
Çocuk teslimini engellemek yaptırımsız değildir.
Ama uygulamada yaptırımlar geç, etkisiz ve çoğu zaman caydırıcı olmaktan uzaktır.

Çocuğu göstermeyen ebeveyn hakkında disiplin hapsi gündeme gelebilir. Ancak bu süreç aylar alır. Çocuk ise o aylar boyunca bir ebeveyninden koparılır. İşte telafisi mümkün olmayan zarar tam da burada doğar. Çünkü geçen şey yalnızca zaman değildir; çocukla kurulamayan bağdır.

Bir diğer önemli nokta şudur:
Bu dosyalar “anne-baba kavgası” değildir.
Bu dosyalar çocuğun hayatına dair dosyalardır.
Ne yazık ki taraflar çoğu zaman öfkesini eski eşinden çıkarmaya çalışırken, en ağır bedeli çocuk öder. Hukuk ise çoğu zaman bu bedelin farkına varmakta gecikir.

Buradan açıkça söylemek isterim:
Çocuk teslimi kararını uygulamamak bir “kişisel tercih” değildir.
Bu, hukuka karşı işlenmiş bir eylemdir.
Ve en önemlisi, çocuğun psikolojisine karşı işlenmiş bir ihlaldir. Devletin görevi yalnızca karar vermek değildir. O kararı zamanında, etkin ve kararlı şekilde uygulatmaktır. Sosyal hizmetler, kolluk ve yargı mekanizması arasında gerçek bir koordinasyon sağlanmadıkça bu sorun büyüyerek devam edecektir.

Bir avukat olarak değil, bu toplumun bir ferdi olarak şunu söylemek istiyorum:
Çocuklar, ebeveynlerin intikam aracı değildir.
Mahkeme kararları da sümen altı edilecek temenniler değildir.  Hukuk, ancak uygulandığı kadar adalettir.
Ve bir çocuk, ancak iki ebeveyniyle bağ kurabildiği kadar güvendedir.

Av. Aynur YILMAZ SIZLAYAN

Yazar Hakkında

Av. Aynur Yılmaz Sızlayan

Av. Aynur Yılmaz Sızlayan

Tema Tasarım |
Yazarlar
Video
Galeri