Ana Sayfa Gündem 16 Ocak 2025

AK GENÇLİK OCAKLARI GENEL BAŞKANI FERHAT AYDOĞAN’IN AVUKATINDAN ADLİYE BİNASI ÖNÜNDE BASIN AÇIKLAMASI

Ak Gençlik Ocakları genel başkanı Ferhat Aydoğan’ın Avukatı Av. Furkan Sönmez Adana adliye binası önünde basın açıklamasında…

Ak Gençlik Ocakları genel başkanı Ferhat Aydoğan’ın Avukatı Av. Furkan Sönmez Adana adliye binası önünde basın açıklamasında bulundu. Ferhat Aydoğan hakkında birçok konuya değinen Av. Furkan Sönmez Şu açıklamalarda bulundu:

Sönmez, -“Değerli Basın Mensupları ve kıymetli kamuoyu, öncelikle bir hukukçu ve avukat olarak devam etmekte

olan bir soruşturma dosyası ile ilgili olarak açıklamada bulunma zaruretinde olmaktan dolayı üzüntü

duyduğumu belirtmek isterim. Sizleri tenzih ederek Bağımsız ve tarafsız yargının ne yazık ki bazı kişiler

ve basın kuruluşları tarafından yönlendirilmeye çalışılmasına bir süredir şahit olmaktayız. Müvekkillerim

Ferhat AYDOĞAN ve Ergin VANÇİN bakımından yürütülmekte olan bir soruşturma dosyasının sosyal

medya ve basın eliyle çok farklı yansıtıldığı, bu sebeple tutuklandıkları olayın üzerinden yaklaşık olarak

7 ay geçti. Birgün Gazetesi çalışanı İsmail ARI tarafından organize edilen bu haberler maksadını aşmış,

bilgi vermenin ötesinde verilmek istenen bilgiyi dayatma noktasına gelmiştir. Bilindiği üzere müvekkilim

Ferhat AYDOĞAN’ın genel başkanı olduğu diğer müvekkilim Ergin VANÇİN’in ise kurucusu olduğu

Tüm Ak ve Gençlik Ocakları Eğitim Kültür ve Dayanışma Derneği resmi olarak kurulmuş, derbis

sisteminde kaydı bulunan genel merkezi Ankara İli olup tüm Türkiye çapında faaliyet gösteren bir

dernektir. Yine bilindiği üzere dernekler T.C. İçişleri Bakanlığı denetimine tabi olarak Sivil Toplumla

İlişkiler Genel Müdürlüğü bünyesinde faaliyet göstermektedir. Haberlere konu olan kimlik kartı ise bu

derneğin üye ve yönetim tanıtım kimlik kartıdır. Şu an kurulan ve faal olan derneklerin birçoğu da dernek

üye kimlik kartı kullanmakta ve hatta bu kimlik kartları ile dernekler de aidat dışında bir gelir elde

etmeyi amaçlamaktadırlar. Söz konusu kimlik kartına bakıldığında ise bir şekilde bu kartın görseline

ulaşan Birgün Gazetesi çalışanı İsmail ARI, bu kartların dernek tanıtım kartı olduığunu bildiği halde

bilinçli ve kasıtlı olarak bu dernek kimlik kartlarını bir kamu personeli kimliği olarak kullanılıyor gibi

haberlere konu etmiş ve konuyu İçişleri Bakanı ile Bakanlığı ilgilendiren bir meseleymiş sanki bakanlık

eliyle verilmiş bir kart gibi lanse etmiş suni bir gündem oluşturmuştur. Oysa ki bu karta ilk bakıldığında

dahi bir kamu personeli kimlik kartına benzerlik taşımadığı ve resmi belge vasfına haiz olmadığı

anlaşılmaktadır. Buna rağmen oluşturulan suni gündem ve itibarsızlaştırma operasyonu neticesinde

müvekkiller tutuklanmış ve iki ay cezaevinde kalmışlardır. Tutuklama Sebepleri CMK’da açıkça

belirtilmekle birlikte katalog suçlar olarak tabir edilen suçların varlığı halinde ve kaçma delilleri karartma

ihtimalinin varlığı halinde hükmolunacak bir tedbir olduğu belirtilmiştir. Oysa ki olayda yayılan

haberlerin akabinde müvekkilim emniyet müdürlüğünü ve dernekle ilgili olarak sivil toplumla ilişkiler

müdürlüğünü arayarak konuyu anlatmış, haberlerin yapıldığını, kendilerinin bir yanlışlık var ise

düzeltmek istediklerini, sayın bakan ve bakanlığın zan altında bırakılacak şekilde haberler yapıldığını

buna mani olmak üzere ifade vermek ve kartı teslim etmek istediğini beyan etmiştir. Bu konuşmaları da

avukatı olarak teslim aldım ve dosyaya sunduk. Katalog suç olmaması, bu hareketi gösteren kişinin

kaçma ve delilleri karatma şüphesinin olmadığının aşikar olmasına rağmen yapılan baskı ile

tutuklanmalarına sebebiyet verilmiştir. Müvekkillerin dernek kimlik kartında içişleri bakanlığı ibaresine

yer vermeleri ise derneğin resmi kurulmuş bir dernek olduğunu belirtmek olup benzer isimlere sahip

dernekler ile karışmaması adına da derneğin kütük numarasına bu kartta yer vermişlerdir. Dosya

kapsamında alınan kriminal inceleme raporunda da söz konusu kimlik kartının resmi belge olmadığı,

böyle bir resmi belgenin bulunmadığının tespiti yapılmıştır. Gerçekten de söz konusu kartın resmi belge

olarak kabulü mümkün olmayıp Türk Ceza Kanunu kapsamında değerlendirilmesi gereken herhangi bir

suç olmamakla birlikte olayın Dernekler Kanunu kapsamında değerlendirilmesi gerekirken ne yazık ki

yanlış algı ve baskılar ile durum bu noktaya gelmiştir. Bu süreçte Birgün Gazetesi çalışanı İsmail ARI

tarafından da defalarca aranarak rahatsız edildim. Kendisine dosya hakkında bilgi vermemin hukuk ve

meslek etiği bakımından uygun olmayacağını belirtmeme rağmen şahsımın ismini de yalancı avukat

haberi ile kullanmıştır. Bundan dolayı da üzüntü duyduğumu belirtmek isterim.

Sonuç olarak Dernekler Kanunu kapsamında değerlendirilmesi gereken bir hadise ne

yazık ki algı yönetimi ve baskı ile Adli Yargıya intikal etmiş ve müvekkillerim bu süreçte yapılan

haberler ile de itibarsızlaştırılmaya çalışılmıştır. Gazetecilik etiği bakımından da yapılan haberleri kabul

etmek mümkün değildir. Türk Ceza Kanunu bakımında Bu durum ”SORUŞTURMANIN

GİZLİLİĞİ” ilkesini de ihlal etmektedir. Nitekim bu hususta 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun

m.285 hükmünde ”Gizliliğin İhlali” ve m.288 hükmünde ”Adil Yargılamayı Etkilemeye Teşebbüs”

başlığı altında suç tanımları da yapılmıştır. Gerçekten de bir kişinin ismi veya kimliği suç faili olarak

basında yer aldıktan sonra kamuoyu nezdinde o kişinin adeta “peşinen mahkum” edileceği ve ülkemiz

uygulamasında davaların kesin hükümle sonuçlanmasının uzun süreler alabileceği ve kimliği açıklanmış

veya resmi yayınlanmış olan kişi beraat etse dahi, üzerinden yıllar geçtiği için haber değeri

taşımadığından basının beraat kararını yayınlamayacağı veya yayınlasa bile ilk haberde verilen puntolarla yayınlamayacağı göz önünde tutulduğunda, tüm suç faillerinin kimliklerinin ve resminin yayınlanmasının

suçsuzluk karinesini ihlal ettiği tartışmasızdır. Anayasası’nın 38/4. maddesinde yer alan “Suçluluğu

hükmen sabit oluncaya kadar, kimse suçlu sayılamaz.” şeklindeki hüküm ile suçsuz sayılma hakkı

Anayasal düzeyde teminat altına alınmıştır. Lekelenmeme hakkı ve masumiyet karinesi bakımından suç

şüphesi nedeniyle hakkında soruşturma veya kovuşturma yürütülen kişinin bu işlemlerden dolayı onur,

şeref ve haysiyetinin zarar görmemesi, toplum içindeki saygınlığının zedelenmemesi, hakkında henüz

kesin hüküm verilmemiş kişinin masumiyetine zarar verecek, kişiyi toplum nezdinde mahkum edecek her

türlü söz, yayın, haber gibi davranışlardan kaçınmak anayasal bir yükümlülüktür. Bu bakımdan basın

hürriyetinin kullanılmasında Anayasa ile güvence altına alınan kişi hak ve hürriyetlerinin ihlal edilmesi,

kişisel verilerin hukuka aykırı olarak teşhir niteliğinde yayınlanması ve paylaşılması söz konusu

olamayacaktır. Tüm bu süreçte basın yayın ve sosyal medya yoluyla müvekkillerin itibarsızlaştırılmaya

çalışılması, sistematik bir şekilde karalama kampanyasının hala devam etmesi karşısında bu açıklamayı

yapmak zorunda kalmaktan dolayı tekrar bir hukukçu olarak üzüntü duyduğumu belirtmek isterim.

Dosyanın ve konunun takipçisi olmaya devam edeceğiz. Bağımsız ve tarafsız Türk yargısı ile bağımsız

ve tarafsız Türk basınına güvenimiz tamdır.” dedi

Tema Tasarım |
Yazarlar
Video
Galeri